Zeynep Berfin Balseven
about
Düşteş
In the Tube
Mvmebdy Diaries
g/örüntü
Ben Hariç
Mektuplarını Ortaya Ser
Su Aynı
contact
"Su Aynı (Water is the Same)" is an ongoing performance research by two performance artists separated by a sea. Themes of identity, otherness, or multilayeredness, acquaintance, and the concepts of "I and the Other" are used as material through e-letters or written imagery.
The possibility of meeting each other was created by being on different shores of the same sea, as it made them different people. However, if there were no sea, neither different identities nor the meeting would have existed. Meeting by chance was one thing, and communicating through letters was a method to see oneself through the Other. These different identities were drawing from their 'selves' in the communication they established with one another, but with each new letter reaching the other shore, a new layer of the Other was forming, which started to obstruct the common path and the vision of the common sea that had been intended from the beginning, preventing a broader perspective.
The possibility of meeting each other was created by being on different shores of the same sea, as it made them different people. However, if there were no sea, neither different identities nor the meeting would have existed. Meeting by chance was one thing, and communicating through letters was a method to see oneself through the Other. These different identities were drawing from their 'selves' in the communication they established with one another, but with each new letter reaching the other shore, a new layer of the Other was forming, which started to obstruct the common path and the vision of the common sea that had been intended from the beginning, preventing a broader perspective.
‘’Nasıl gidiyor? Karşı denizden sesleniyorum.
Heeeeyyyyy Sesim geliyor muuuu?
Kusura bakma akşam akşam bağırıyorum.
Rüzgar minik tüyleri diken diken ediyor ve dalgaları binlerce parçaya bölüyor. Ay ışığı kırılarak bu dalgaları aydınlatıp her bir dalga kırıntısında farklı bir evrenin olasılıklarını su üzerine çıkartıyor.
Bekliyorum.
Bekliyorum.
Bekliyorum.
Neyi?
Yarım kalmış bir şiir çıkıyor, kağıt ve kalem ararken cebimden. Sana yazmak için.
Bu silik yazının görüntüsünü yer değiştir buraya yazdıklarımla öyleyse.
Hayal gücü ne için?
Ama gerçekte, o şiir yeşil üzümler hakkında. Gerçek bu. Yeşil üzümler gerçek.
Düşünüyorum, denize bakarken. Senin denizini düşünüyorum. Bana seslendiğin, benim için hep sabah kalacak deniz. Artık burası da hep akşam kalacak. Bu mektuptan sonra. Sen okuduktan sonra.
Böylece iki deniz birbirine bağlanacak. Hem sabahı hem akşamı olan bir deniz, tek bir dünya, gerçek ve tek bir dünyanın bütün bedenleri birbirine bağlayan denizi olacak.
Aynı denize seslenmiş olacağız, karşı karşıya.
Suya bakan Narcissus, yansımasını gören ama ardındaki Echo'yu göremeyen. Hepsi bir olacak.
Hepsi çözülecek.
Su, dediğin gibi, şifalandıracak.
İyi geceler. ‘’ (e-Mektup 28.08.2024 -Berfin)
Gün Doğuyor,
Uyuyamadım. İçimdekilerden mi dışarıdakilerden mi bilmiyorum. Belki de sadece öylesinebir uyuyamama. Deniz fenerindeki üç kişinin gölgesini görüyorum. Aynı anda iki martı usulca süzülüyor denizin üstünde. Bunu uyuyabildiğim günlerde de yapmam gerektiğini düşünüyorum. İlk feribot kalkıyor. Ada için hayat başlayabilir artık. Satırlarda ilerledikçe sayfam biraz daha aydınlanıyor. Martılar şimdi 4, 5...
Bir süre gözlerimi düneşin turuncu çizgisinde gezdiriyorum. Dün geceden beri yüreğim pıt pıt ediyor.
“Sabaha kadar içmiş iki kişiden bir tanesi yaklaşan kadına sesleniyor; ‘Afedersiniz, yanlış anlamazsanız bir şey soracağım. Ayazmanın mı suyu daha soğuk burasının mı?’’
Bana sorsaydı , oldukça asık suratlı bir cevap verebilirdim.
Bir yelkenli ayrılıyor.
Feribot konusunda yanıldım. Hata burada. İlki saat 07.00 da sanırım. Saat, 05:58.
Bu ara ya yanlış sorular soruyorum ya yanlış cevaplar veriyorum korkusu...
Bu gece uyuyamadım ama bun uyuyabildiğim günlerde de yapmam lazım.
Yeni güne ve sana sevgiler.” (e-mektup 03.08.2024 - Ayça )
Uyuyamadım. İçimdekilerden mi dışarıdakilerden mi bilmiyorum. Belki de sadece öylesinebir uyuyamama. Deniz fenerindeki üç kişinin gölgesini görüyorum. Aynı anda iki martı usulca süzülüyor denizin üstünde. Bunu uyuyabildiğim günlerde de yapmam gerektiğini düşünüyorum. İlk feribot kalkıyor. Ada için hayat başlayabilir artık. Satırlarda ilerledikçe sayfam biraz daha aydınlanıyor. Martılar şimdi 4, 5...
Bir süre gözlerimi düneşin turuncu çizgisinde gezdiriyorum. Dün geceden beri yüreğim pıt pıt ediyor.
“Sabaha kadar içmiş iki kişiden bir tanesi yaklaşan kadına sesleniyor; ‘Afedersiniz, yanlış anlamazsanız bir şey soracağım. Ayazmanın mı suyu daha soğuk burasının mı?’’
Bana sorsaydı , oldukça asık suratlı bir cevap verebilirdim.
Bir yelkenli ayrılıyor.
Feribot konusunda yanıldım. Hata burada. İlki saat 07.00 da sanırım. Saat, 05:58.
Bu ara ya yanlış sorular soruyorum ya yanlış cevaplar veriyorum korkusu...
Bu gece uyuyamadım ama bun uyuyabildiğim günlerde de yapmam lazım.
Yeni güne ve sana sevgiler.” (e-mektup 03.08.2024 - Ayça )